ISO 9001:2000
kavramını daha önce duymayanları bir kenara
koyacak olursak işletme sahipleri bugünlerde
ya bu sistemi şirketine kur(dur)up belgesini
almış yada bu işin maliyetlerini ve
faydalarını terazide tartarak karar vermeye
çalışmakta.
ISO 9001:2000 Kalite
Yönetim Sistemi’ni başarıyla uygulayan ve
bunu ispatlayan kuruluşlara verilen
sertifika ülkemizde maalesef tam olarak
anlaşılamamıştır. Kimimiz bu belgenin bir
dizi bürokratik işlemden sonra 3-4 günde
alınabilen bir belge olduğunu sanmakta,
kimimiz sadece yeterli miktarda para ile
belgenin her türlüsünün elde edilebileceğini
düşünmekte hatta kimimiz bunu İstanbul
Sanayi Odası’nın verdiğini bir belge
zannetmektedir. Bu bakımdan öncelikle konuya
bir açıklık getirilmesi gerekmektedir.
ISO 9001:2000, (International
Organization for Standardization)
Uluslararası Standardizasyon
Organizasyonu’nun uzun yıllar süren
çalışmalardan ve 50li yıllarda ortaya çıkan
askeri standartlardan yola çıkarak ortaya
koyduğu, 2000 yılında son revizyonunu
gerçekleştirerek bugünkü halini aldırdığı
Kalite Yönetimi’ne ilişkin standardın
adıdır. Her türlü kamu ve özel, çalışan
sayısı farketmeksizin her ölçekteki kuruluşa
uygulanabilecek tarzda bina edilmiş olan
standardın, özellikle kendine has bir
yönetim sistemi oluşturamamış, tüm işlerin
patronun ağzından çıkana göre yapıldığı,
şirket sahiplerinin olmadığı durumlarda tüm
işlerin aksadığı KOBİ’lere önemli çözümler
sağladığı muhakkaktır.
Peki ISO 9001
belgesi almış her işletme şuan Türkiye’de
yönetimsel sorunlarını çözmüş müdür? Ne
yazık ki hayır. Fakat bunun sebepleri
arasında standardın işe yaramadığı için bu
durumla karşılaşıldığını da söyleyemiyoruz.
ISO 9001 belgesine sahip kuruluşların,
bundan ihalelere girebilmek ve piyasada
“Kaliteliyiz” imajını oluşturmak dışında bir
avantaj sağlayamaması standardın işe
yaramadığıyla ilgili değildir. Sistemin
tamamen yanlış kurulması, yeterli
eğitimlerin verilmemesi, bilinçlendirme
çalışmalarının tüm çalışanlara ve yönetime
aşılanamaması, kuruluşa uygun dökümantasyon
sistemi yerine kopyala/yapıştır tarzı ile
şirkete tepeden inme bir yönetim sistemi
dayatılması hatta para karşılığı matbaa
çıktısı belge satılması gibi durumlardan
dolayı bazı işletmeler sistemin yönetimsel
faydalarından yararlanamamaktadır.
Esas olarak işletme
sahiplerinin sistem hakkında yeterli bilgiye
sahip olmaması, bazı istismarcıları ortaya
çıkarmakta ve maalesef faydasını bile
göremeyecekleri bir kağıt parçası için
birkaç bin doları sokağa atmalarına yol
açmaktadır. Burada sanayi, ticaret ve meslek
odalarına önemli görevler düşmektedir.
KOBİ’lerin toplu olarak bilinçlendirilmesini
ancak bu kuruluşlar sağlayabilir.
Diyelim ki kalite
yönetim sistemini profesyonelce kurduk veya
kurdurduk ve sistemi gerçekten uygulayarak
müşteri memnuniyetini artırma çabalarını,
ürün/hizmet kalitesini ilk önce sabitlemeyi
daha sonrada sürekli iyileştirmeyi gerçekten
sahiplendik ve belgemizi de örnek bir
kuruluş olarak hakederek elde ettik. Bize
faydası ne olacak? Öncelikle uzun vadede
firmanın kurumsal bir yapıya sahip olacak
yönetim altyapısını oluşturmuş oluyoruz.
Müşteri memnuniyetine işletmenizin her
safhasında odaklanarak onlara daha iyi ürün
ve hizmet sunmanın uzun vadede piyasadaki
gerçek imajı oluşturacağı ise bir gerçektir.
Müşteriye her defasında aynı standartta ve
kalitede, istediği ürün veya hizmeti
sunabilmek hatta bunu devamlı iyileştirerek
müşteri memnuniyetini aşarak tatmin etmek
mutlaka sistemli ve planlı bir yönetim
düzeniyle mümkün olabilmektedir. Kalite
yönetim sisteminde ulaşılması amaçlanan
diğer bir avantaj ise iş süreçlerini açık
bir şekilde ortaya koyarak etkinliği ve
verimliliği artırmak, bu yolla fireyi ve
hatalı üretim miktarını düşürmektir.
Çalışanların ve
müşterilerin tatminine yönelik birçok
çalışmayı bünyesinde barındıran bu sistemin
birde kısa vadede sağladığı avantajları
bulunmaktadır. İhracat ile dünyaya açılmaya
çalışan KOBİ’lerin belli kalite şartlarını
yerine getireceğini teminat altına alması,
kamu ve özel ihalelerde ISO 9001 belgesi ön
şartını yerine getirmesi genellikle işletme
sahiplerinin ISO 9001 belgesine ihtiyaç
duymasında ilk unsurlar olmaktadır.
Sonuç olarak
kaliteye baş koymuş her kuruluşun göze
alması gereken bir şey vardır ki o da
kalitenin uzun vadede maliyetleri düşürmesi
ve karlılığı artırması gerçeğinin yanında
kaliteye ulaşmanın mutlaka bir maliyeti
olduğudur. Günümüzde artık Kalite=Para,
Para=Kalite’dir. Bu sebeple işletme
sahiplerinin, kalite yönetim sistemini
profesyonelce işletmeye uyarlayabilecek
uzmanlarla çalışması göze alınacak
maliyetlerin boşa gitmemesinin ön şartıdır.
John
Ruskin’in şu sözü işin özünü açıklıyor “Kalite
asla bir tesadüf değil, daima akıllı bir
gayretin sonucudur.”
Kılınç Orhan Erdemir
Kurumsal Yönetim Uzmanı
ETİKA
Danışmanlık
ve Eğitim
Ltd. Şti.
erdemir@etikadanismanlik.com