Kurumsal bir yapıya kavuşmanın önemli adımlarından biri,
çalışan tatmini ve bununla birlikte dolaylı
olarak müşteri tatminini sürekli bir hale
getirmekten geçer. Çalışanları memnun
kılmadan müşterileri mutlu etmeye çalışmak
işletmeyi bir noktada tıkanıklığa
götürecektir. Bu konuda atılması gereken en
önemli adım ise çalışanların motivasyonunu
yükseltmek ve korumaktır. Bunu sağlamanın
birçok yolu vardır. Ama bunlar tek başına
değil birarada uygulanırsa sonuç alınabilir.
Bu yönde yapılan bir çalışmada motivasyonun iki etmeni
olduğu görülmüştür. Bunların ilki sürdürme
etmenleridir. Bu, çalışanlara ödenen ücret,
çalışma şartları, ast-üst ilişkileri, iş
güvencesi gibi unsurlar olmakla birlikte
çalışanların motive edilmesinden çok işini
sürdürmesini sağlar. Organizasyon yapısının,
görev tanımlarının ve sorumlulukların, işin
gerektirdiği niteliklerin belirlenmesi zaten
tüm işletmelerin oluşturması gereken temel
unsurlardır. Bu etmen iyi derecede
sağlanamazsa işletme içinde devamlı bir
hoşnutsuzluk, gerginlik, tatminsizlik ortamı
oluşacaktır.
Bir diğer etmen ise motive edici etmenlerdir. Bunlar
işletmenin çalışana verdiklerinden çok
çalışanın kendi elde ettikleri ile tatmin
olmasıdır. Sürdürme etmenleri oluşturulmadan
motive edici etmenlerin sağlanmasının pek
işe yaramayacağının ise altını çizmekte
fayda vardır.
Bir yöneticinin sabahları çalışanlarını gülümseyerek
selamlamasından tutun belirlenecek
performans kriterlerine göre verilebilecek
manevi ödüller, iş başındaki çalışanın daha
iyiye ve kolaya yönelik çözümlerini bir
öneri sistemiyle yönetime duyurabileceği
ortam oluşturulması gibi küçük çalışmalar,
personelin hem motivasyonunu arttırmakta hem
de işletmeyi daha çok sahiplenmelerini
sağlamaktadır. Ülkemizdeki şirketlerden
büyük bir çoğunluğunun çalışan sayısı 10-50
arasında olduğunu düşünürsek, çalışanların
motivasyonunu yükseltmek, işletmeyi aileleri
gibi görebilmelerini sağlamak aslında zor
bir şey değildir. Yeter ki firma sahipleri
bu konuda bilinçlendirilsin. Çalışanlar,
işlerini ve işletmelerini sahiplendiklerinde
bu, firmaya hem kalite hem de müşteri
memnuniyeti olarak geri dönecektir.
Sahipleri için işletmeleri, tarif edilemeyecek kadar
değerlidir. Patronların tüm kazançlarını,
birikimlerini sağlayan şirketlerinin
çalışanları, bir aile gibi görülmelidir.
1900’lerin başındaki işletmecilik mantığı
günümüzde geçerliliğini tamamen yitirmiştir.
Uzun yıllar süren emeklerle bugünlere gelen
işletmelerin yöneticileri, çalışanları
makine olarak değil sorunlarıyla,
sevinçleriyle, aileleriyle birer insan
olarak görenlerdir.
İş hayatımız tüm özel hayatımızı etkiler. Hatta bazen
mesai arkadaşlarımızla, ailelerimizden daha
fazla beraber oluruz. Çoğumuz sosyal
hayatlarımızı bile iş arkadaşlarımızla
birlikte paylaşırız. Japon işletmelerinde
çalışanlar, aileleriyle işe alınmış sayılır.
Aileler birbiriyle tanışır, kaynaşır ve
işletmenin çatısı altında büyük bir aile
oluşturulur. Bu grup, varlığını
sürdürebilmek için beraber çalışır,
sıkıntılara göğüs gerer. İşletmenin varlığı
onların geleceklerini oluşturur. Bu yüzden
kendi işletmelerini sömürmeyi hiçbir zaman
düşünmezler.
İnsanların birçoğu işlerini sadece para kazanmak için
yapmamaktadır. Bazılarımız, işimizle ilgili
olarak paradan daha önemli değerler,
inançlar, amaçlar taşımaktayız. İnsanların
çalışma şevkini arttırmak, onları
kazanmaktan geçer. “Ben filanca işletmenin
çalışanıyım” derken işletmemizle yücelmek ve
onu sahiplenmek sadece para için
çalışmadığımızı gösterir.
Yönetim, öncelikle işletmenin stratejik planlarını
yapmalıdır. Çalışanların destekçisi olduğunu
gösteren, firmanın hedeflerini, amaçlarını,
gelmek istediği yeri çalışanlarıyla paylaşan
ve hedeflere ulaşıldığında onlara başarıyı
tattıran yöneticiler, bu “iç müşterilerinin”
tatmininde önemli yol katederler.
Kesin olan bir şey vardır ki başarılı işletmelerin
çoğunluğu, işini iyi yapan, yaptığı işten
hoşlanan, işinin önemiyle ve iş
arkadaşlarıyla gurur duyan, yönetimin
desteğini alan, işletmenin amaç ve
hedeflerini sahiplenmiş, işletmenin
amaçlarını kendi amaçlarıyla
bütünleştirebilen çalışanlara sahip
işletmelerdir. Müşterilerine hizmet
vermekten gurur duyan bir çalışan kitlesi,
firmaya daha fazla sadık ve memnun
müşteriler kazandıracaktır. Şu
unutulmamalıdır ki “müşteri tatmini, çalışan
tatmini ile başlar.”
Kılınç Orhan Erdemir
ETİKA
Danışmanlık
ve Eğitim
Ltd. Şti.
info@etikadanismanlik.com