Son günlerin moda
kelimesi marka. Büyük, küçük her türlü firma
marka olmak için fikirler üretiyor. Bu
fikirlerin bazılarını da firmalarında hayata
geçiriyorlar. Fakat görünen o ki marka olmak
hiç de kolay değil. En önemli sorun ise,
firma sahiplerinin birkaç ay içinde marka
olacaklarını sanması. Marka olmanın uzun
soluklu bir maraton olduğunu gözden
kaçırmalarının büyük zararlara sebep
olduğunu sonradan anlayabiliyorlar. Büyük
firmalar bu yolda ekipler kuruyor,
danışmanlar tutuyor, yeri geliyor binlerce
doları bu uğurda harcayabiliyor. Sonuca
bakıldığında çoğunun yaptığı marka
çalışmalarının boşa gittiği görülecektir.
Ülkemizde marka çalışmalarında dünya çapında
başarılı olmuş kuruluş sayısı bir elin
parmaklarını geçmez. Bundan dolayı, firmalar
birçok marka çalışmasını sonraki bir zamana
atmakta ve yerli pazarda marka olmak için
harekete geçmektedirler.
Marka olabilmek için,
yani bu uzun maratonu koşabilmek için
kuruluşunuzun ilk gününden itibaren hatta
firmanıza koyduğunuz veya koyacağınız isimle
birlikte marka çalışmasına
başlayabilirsiniz. Dünyaca bilinen ve marka
olmuş Sony firması bu ismi firmalarına
koyarken günlerce düşünmüş ve dünyanın her
tarafında rahatça söylenebilmesini ve akılda
kalabilmesini sağlamak için Japoncada güneş
anlamına gelen sony ismini firmalarına
koymuşlardır. Bu ismi düşündükleri sırada
bile dünyaya açılmak ve isimlerini marka
yapmak fikri ile hareket ettiklerini gözden
kaçırmamak gerekir.
Marka çalışmasının
önemli basamaklarından biri de planlamadır.
Planlama, marka olmanın temelidir. “Ben
yaparım olursa olur” dendiği zaman marka
sizin için hayal olmuş olur. Planlama,
şirketin kuruluşundan sermaye hareketlerine,
firma alt yapısından, hammadde satın
alımına, personel ihtiyacının
belirlenmesinden, lojistik ihtiyacına kadar
çok geniş bir alanı içine almaktadır. Marka
olmak için pazar yapısının durumu çok
önemlidir. Pazarda sizin ürününüzden varsa
ve ürün pazarda olgunluk seviyesine
ulaşmışsa satışlarınız istediğiniz gibi
olmayacak ve bir süre sonra sizin ürününüzde
piyasadan ufak ufak silinecektir. Burada
önemli olan yeni ve bilinmeyen bir ürün mü
pazara sunuyorsunuz yoksa piyasada bulunan
çeşitli firmaların ürettikleri bir ürünü mü
pazara sunuyorsunuz. Yeni ürünün avantajları
ve dezavantajları bulunmaktadır. Yeni ürünün
avantajı yeni, doymamış bir pazar ve
sınırsız müşteri avantajı. Dezavantajı,
ürünün bilinmezliği, kullanım yararları veya
zararlarıdır.
Pazar yapısının
önemini belirttikten sonra, ele alınması
gereken en önemli konu, marka olmaya giden
yoldaki anahtar olan firma çalışanlarıdır.
Firmaya hizmet eden bir diğer tanımıyla iç
müşteride dediğimiz firma çalışanları marka
olmanın en önemli ayağıdır. Ancak en
iyilerle çalışan firmalar, marka
olabilirler. Depocusundan, kapıdaki
bekçisine kadar her çalışan işinin hakkını
vererek profesyonelce düşünür ve yaşarsa,
sizleri en yükseğe çıkarabilir. Üst
yönetiminde desteğiyle, çalışanlara verilen
özgüvenle, takım çalışmasının firma içinde
benimsetilmesiyle, ortak yaşam, ortak başarı
ve ortak başarısızlık kavramları
benimsetilerek en yukarıya çıkma hareketi
başlayabilir. Buna en güzel örnek ve
herkesin çokça kullandığı örnek Galatasaray
örneğidir. 2000 yılında Galatasaray UEFA
kupasını aldığında en iyi çalışanlar, en iyi
yöneticiler, takım çalışması ile
Galatasaray’a marka kapısını açmıştı. Daha
sonra çalışanların transferleri yani en iyi
çalışanların takımdan gitmesi, en iyi
yöneticilerin takımdan ayrılışı sonucu
Galatasaray dünyada çok değil 4 yıl içinde
eski durumuna gerilemişti ve artık o marka
bilinirliliğini kaybetmişti. Örnekten de
görüleceği gibi her kuruluşun en önemli
hazinesi öz kaynaklarıdır. Bunları yapınca
marka olur muyuz? Maalesef hayır. Marka
olmak için sizden hizmet alan ve sizin
kapsamınız içinde bulunan firmaların,
kişilerin tutumu da bunu etkileyecektir. Bu
tutumlar eksi yönde de olabilir, artı yönde
de olabilir. Fabrikanızdan dünyanın her
yerine mal yolluyor olabilirsiniz ve
ürettiğiniz mal dünyanın en kaliteli ürünü
de olabilir ama fabrika atıklarınız çevreyi
kirletiyorsa ve yakındaki halkın sağlığını
tehdit ediyorsa sizin marka koşunuz
başlamadan bitecektir. Marka olmak için
sosyal sorumlulukta halkın yararına
olabilecek faaliyetlerin de içinde olmanız
gerekecektir. Yapılan bu faaliyetlerin
duyurulması ve ayrıca yapılacak reklâm
çalışmaları ürünün ve firmanın tanıtımı
açısından önemli adımlar olacaktır.
Marka olmuş firmalara
bakıldığında iki önemli kavram göze
çarpmakta. İlki inovasyon dediğimiz Türkçe
karşılığı yenilik olan kavram. Bu özellikle
teknolojinin hakim olduğu sektörlerde sıkça
görülmekte. İkinci önemli kavram, kalite.
Kalite hayatın tam orta noktasında oturmuş
ve her şeye yön veren durumunda. Para =
Kalite. Paranız yoksa kaliteniz de
aksayacaktır, yenilik te
yapamayacaksınızdır. Uzun vadede kaliteniz
yoksa elde edilen gelirde düşecektir.
Kalitesiz ürünü kimse kullanmak
istemeyecektir.
Sonuç olarak marka
olmak isteyenlerin öncelikli olarak yapması
gereken kendilerini iyi tanımaları ve
yapılması gerekenleri planlamalarıdır.
Burada tavsiye edebileceğimiz SWOT
analizidir. Bu analiz sayesinde güçlü, zayıf
yanlarınızı görüp fırsat ve tehlikeleri
değerlendirebilirsiniz. İkinci husus olarak,
en iyi çalışanları bulmanız mümkün
olmayabilir. Bunun için yapılması gereken,
çalışanları sürekli ve disiplinli bir
şekilde eğitmektir. Üçüncü husus, reklam ve
sosyal sorumluluk çalışmalarıdır. Bunun için
de gerekli yerlere gerekli miktarlarda
israfa kaçmadan çalışmaların yürütülmesi
gerekir. Binlerce dolarlık arabalara ve
yatlara yatırılan paralara bir gün ihtiyaç
duyabilirsiniz. Dördüncü adım ve son adım
sıradanlıktan kurtulun tek bir üründe
uzmanlaşın. Yaptığınız işi geliştirmenizi,
farklı sektörlere dalıp kendi işiniz dışında
bilmediğiniz sektörlere girip zamanınızı ve
paranızı boşa harcamamanızı tavsiye
ediyorum. Yurtiçi pazardan artık yurt dışına
doğru açılım yapın dünyanın her tarafına
ürününüzü tanıtın yurt dışına mal satın,
bunun en kolay yolu internet dünyası.
İnternet sitelerinizi güncelleyin ve
sitelerinizi dünyaya açın, İngilizce, Rusça,
Arapça, Fransızca gibi dilleri ekleyin.
Dünyaya açılmaktan korkmayın, dünya sizden
korksun.