Kurumsallaşma, kuruluşların devamlılığı
sağlanarak geleceği yönetmektir. Ülkemizin
kalkınmasında en önemli yapı taşlarından
biri olan gayrimenkul sektörü özellikle
kurumsallaşma açısından oldukça başarısız
bir geçmişe sahiptir. Ülkemizdeki
gayrimenkul kuruluşlarının hiçbiri 4. nesle
geçememiştir. Bunun çeşitli sebepleri
bulunmaktadır. Bu sebeplerden bazıları
şöyledir;
ü
Ülkedeki ekonomik krizler,
ü
Aile büyüklerinin
basiretsizliği,
ü
Yeni neslin işi sevmemesi ve
işin başına geçmemesi,
ü
Geleceği yönetememek,
ü
Planlamanın yapılması,
ü
Anayasalarının hazırlanmaması,
ü
Kurumsallaşamama,
ü
Finansın yönetilememesi vb.
Gayrimenkul sektörü yukarıdaki maddelerin en
başından da görülebileceği gibi bağımsız bir
sektör değildir. Ülkedeki en ufak krizlerden
direkt olarak etkilenen ve en fazla kayba
uğrayan sektörlerden biridir. Bu sebepten
dolayı gayrimenkul sektöründeki kuruluşların
başarısı ya da başarısızlığı aslında ülkenin
ekonomik başarısıyla aynı paraleldedir.
Gayrimenkul sektörüne baktığımızda karşımıza
birbirine bağlı 200 ün üstünde sektör
çıkmaktadır. Sadece inşaat sektöründe bu 150
nin üstündedir. Böylesine büyük ve önemli
bir sektörün geleceğinin müteahhitlerin
bilgi ya da bilgisizliğine bırakıldığı
düşünülürse sektörün her 10 yılda bir krize
girmesi veya durağanlığa girmesi kaçınılmaz
olacaktır. Emlak kuruluşlarına baktığımızda
ise karşımıza birbirinden farklı birçok
kuruluş çıkmaktadır. Eskiden her mahallede
bir tane bulunan emlakçılar günümüzde yerini
yurtdışı ya da yurt içinde gelişmiş
franchising vererek büyümüş şirketlere
bırakmış durumdadır. Emlakçılar için en
büyük sıkıntı ise yüksek franchising
ücretleri ile yaşanmaktadır. Yapı
malzemeleri üreten firmalar ise sektörün bir
adım önündedir. Yeni teknolojileri ve
malzemeleri ürettikleri ürünlere monte
edebilen veya değişikleri müşterisine
sunabilen kuruluşlar haline gelmiş
durumdadırlar. Sektörlerine göre daha
başarılı bu imalatçı ya da ithalatçı
şirketler sektörün başarısızlığından direkt
etkilendiklerinden dolayı başarılı olsalar
da bir süre sonra onlarda bu sistemin içinde
başarısızlığa mahkum olmaktadırlar.
Bu genel bakıştan sonra gayrimenkul
sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların
kurumsallaşmasının ne kadar önemli bir konu
olduğu daha iyi anlaşılabilecektir.
Kurumsallaşma konusunda en başarısız
sektörlerin başında gayrimenkul sektörü
gelmektedir. Bunun ilk sebebi kurumsal alt
yapılarının çok sağlıksız olması
gelmektedir. Kurumsal alt yapın içinde yasal
gereklilikler başta gelmektedir, birçok
başarılı inşaat kuruluşlarının içine
girdiğinizde sigorta, iş sağlığı, yasalara
uygunluk, sağlıklı beslenme, kurallara uygun
taşeron hizmetleri, sağlıklı finansman vb
konularda bir bakkaldan daha başarısız
olduklarını görürsünüz. Kısa sürede büyümüş
ve zenginleşmiş şirketlerde kurumsallaşma
çalışması yürüttüğümüzde şirketlerini
tanımadıklarını görüyoruz. Alacaklar,
borçlar ve mal varlıkları en az iki haftalık
bir çalışmayla ortaya çıkabilmektedir.
Depolarındaki malların sayımı yapılmamıştır
ve düzensizdir. Hatta bazı inşaat
firmalarında inanması güç ama çalışan
sayısını, şirket idarecileri ve patronları
dahi bilmemektedirler. Gayrimenkul
sektöründe çalışanların önemli bir
çoğunluğunun eğitimsiz olduğunu görmekteyiz.
Özellikle sektöre müteahhit olarak giren
kişilerin çoğu ya kalfalıktan ya da çok para
kazanma hırsındaki kişilerden oluştuğunu
görmekteyiz. Sektör kendini bu tip
oluşumlardan temizleyememektedir. Bu tip
işletmeler sadece bir proje üzerinde
yoğunlaşıyorlar ve proje bitince ya ortadan
kayboluyorlar ya da başka bir projeye
geçiyorlar. Hedefleri olmayan bu kuruluşlar
para odaklı çalışıyorlar ve müşteri
memnuniyeti gibi kavramlara önem
verdiklerini söyleseler de satış sonrası
hiçbir yardımda ya da hizmette
bulunmuyorlar. Kurumsallaşma adına burada
karşımıza bir soru çıkıyor. Örneğin bir
daire yaptık ve müşteriye sattık. Sattığımız
anda inşaatçı olarak ya da emlakçı olarak
işimiz bittimi? Sattığımız dairede ya da
binada bir sorun meydana geldiğinde size
ulaşılabiliyor mu? Günümüzde sitelerde bu
sorun toplanan aidatlarla çözülebiliyor ama
Türkiye’de tek bir bina olarak yapılıp
satılan bina sayısı % 80 lerin üstündedir.
Kurumsallaşma müşteri temellidir. Müşterinin
memnun olmadığı kuruluşlar çok para kazansa
da kurumsallaşamaz, kurumsallaşması da
mümkün değildir.
Gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren
kuruluşlar hedeflerle çalışmıyorlar. Bunun
iki nedeni var; birincisi geleceği tahmin
edemiyorlar, ikincisi hedef koymayı
bilmiyorlar. Kurumsallaşma yolundaki
işletmeler mutlaka beş yıl, on yıl, 20 yıl
sonrasını tüm riskleri de
planlayabilmelidir. Hedefler ve risk
yönetimi kurumsallaşma açısından olmazsa
olmazlardandır.
Eğitim almayan kuruluşlara bakıldığında da
en zayıf sektörün gayrimenkul sektörü
olduğunu görmekteyiz. Alt sektörleri de
dahil olmak üzere gayrimenkul sektörü kalite
bilinci, toplam kalite yönetimi, süreç
yönetimi, proje yönetimi, müşteri ve çalışan
memnuniyeti, iş güvenliği, zaman yönetimi,
kurumsallaşma, kişisel gelişim, finansal
yönetim, pazarlama vb. eğitimlerin hiçbirini
almamaktadır. Şirket sahipleri yöneticilik,
liderlik, stratejik yönetim gibi eğitimleri
mutlaka almak zorundadırlar. Şirket
patronlarının ve idarecilerinin eğitim
almaması halinde şirket çalışanlarının
eğitim almasının hiçbir önemi yoktur.
Türkiye’de pek çok kuruluşta bunu
görmekteyiz, eğitimlerimizi sadece üretimde
çalışanlara veriyoruz. Eğitimin, şirketin
bütününü kapsaması zorunludur ve
kurumsallaşmanın olmazsa olmazıdır.
Bilgi alt yapılarının güçlü olması
gayrimenkul sektörünün altın anahtarıdır.
Bilgi konusunda isim hakkını almış
emlakçıların önemli bir avantajı
bulunmaktadır. Emlakçı isminden birçok kişi
rahatsızdır. Buna rağmen emlakçı tabiri
yaptıkları işi tam olarak tanımlamaktadır.
Emlakçı, emlak alıp satma işiyle geçinen
kimse ve emlak bürosu olarak
tanımlanmaktadır. İsim hakkı almış
emlakçılar ortak bir sistemde tüm
gayrimenkulleri görebilmektedir,
birbirlerinden haberdardırlar ve satış
yapabilmektedirler. Sektörün geneline
baktığımızda çok ilginç noktaları
görmekteyiz. Birçok şirketin doğru dürüst
bir web sitesinin olmadığını görmekteyiz.
Bilgiye ve teknolojiye harcanan parayı kayıp
olarak görmeleri en büyük hataları olsa
gerek. Kurumsallaşmak isteyen şirketler
teknolojiyi sonuna kadar kullanmak
zorundadırlar ve yeni teknolojilerin
gelişimine katkıda bulunmak zorundadırlar.
Devamlılık şirketler için çok önemlidir.
Liderler, kurucular dediğiz kişiler işten
çekildiklerinde veya çekilmek zorunda
kaldıklarında şirketlerin sonu gelmektedir.
Devamlılık için şirketler geleceklerini
planlamak zorundadırlar. Şirket anayasaları,
aile anayasaları veya kurulacak vakıflar,
devamlılığın sağlanması için önemli
adımlardır. Gayrimenkul işiyle uğraşan
şirketlerin çoğunun aile şirketi olduğu
gerçeğini unutmamak gerekir. Devamlılık için
risklerin planlamasının yanı sıra hisse
devri, yetki devri, aile konseyi ve liderlik
gibi konuların zaman kaybetmeksizin
hazırlanması gerekmektedir. Kalabalık
ailelerde özellikle liderlik önemli bir
sorun haline gelebilmektedir.
Özdeğerleme, kurumsallaşma çalışmalarında
çok faydalı bir metottur. Gayrimenkul
şirketleri her yıl yapmış oldukları
faaliyetleri tüm detaylarıyla gözden
geçirmelidir. Bu gözden geçirmeleri
hazırlamış oldukları Özdeğerlendirme
tutanaklarına kaydedip, tüm güncellemeleri
her yıl yapabilmelidir. Özdeğerleme mutlaka
bilgisayar ortamında bulunmalıdır. Kolay
ulaşılabilir olması en önemli konudur.
Özdeğerleme raporunda şirketin insan
kaynakları, maddi kaynakları, depo
sayımları, araç bilgileri vb bilgiler
bulunmalıdır. Çalıştığınız personelin eğitim
düzeyini, şirketin güçlü, zayıf yönlerini,
sektörün tehlike ve fırsatlarını, müşteri
değerlendirmeleri, hedefleri, ulusal ve
uluslar arası etkiler gibi konuları
içermelidir. Özellikle inşaat şirketleri,
faaliyet alanlarında ÇED raporu
hazırlatırlarsa ve rapora göre çalışmalarını
yürütürlerse kendilerine faydası çok
olacaktır.
Marka değeri oluşturulmalıdır. Marka değeri
birkaç işte ortaya çıkan bir değer değildir.
Uzun ve akılcı bir planlama olmadan marka
değeri olunamaz. Marka değeri olabilmek için
ilk yapılması gereken sektörü çok yakından
takip edebilmektir. İkincisi sektöre yenilik
getirebilmektir, üçüncüsü sürekli akılda
kalmaktır. Sektörle alakalı bir durumda
akıla gelmektir. Bu oldukça zor ve uzun bir
süreçtir. Reklam ve pazarlama bu konunun
önemli basamaklarıdır.
Sonuç olarak, gayrimenkul sektörü
kurumsallaşma açısından Türkiye’nin en
başarısız sektörlerinin başında gelmektedir.
Kurumsallaşma sürecine girecek şirketler
mutlaka geleceği planlamalıdır. Geleceği
planlayamayan ve gelecek için insana yatırım
yapmayan şirketler her 10 yılda bir
yerlerini başka şirketlere bırakacaktır.
Fevzi
Kostak
Yönetim ve Kalite
Uzmanı
kostak@etikadanismanlik.com