Türkiye’de kurulan her 100 şirketten 90 ı
aile şirketi kapsamında kurulmaktadır.
Sermayenin aile içinde kalması ve birbirini
tanıyan bu insanların beraber çalışmak
istemesi ve kendi aile gruplarının
kalkınmasına katkı da bulunmaları gayet
doğaldır.
Türkiye’de aile şirketleri son yıllarda
yeniden yapılanmaya gitmekte ve
sıkıntılarını kendi bireysel yöntemleriyle
çözmeye çalışmaktadır. Bireysel önlemler
sorunları bırakın çözmeyi, sorunları daha da
içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
Yaptığımız tüm çalışmalarda gördüğümüz en
önemli sorun yetki devri sıkıntısıdır. İnsan
kaynaklarından başlayarak satın alma, ürün
ya da hizmetin sunulması, pazarlama, müşteri
bulma, sorun çözme, finans gibi konuları da
üzerlerine vazife gibi gördüklerinden
şirketler adeta kaosa sürüklenmekte ve
çalışan moralsizliği ve müşteri
memnuniyetsizliği her geçen gün artmaktadır.
Aile şirketlerinin özellikle bu iki konuda
ki başarısızlığı onları kendilerinden sonra
işin başına geçecek aile üyelerinin şirkete
adaptasyonlarını zorlaştırmakta ve
şirketlerin kötüye gidişlerini
hızlandırmaktadır. Aile şirketi mensupları
gerçekten başarılı ve gelişmiş bir şirket
oluşturmak istiyorlarsa Türkiye’de pek de
uygulanmayan fakat uygulandığında da oldukça
başarılı sonuçlar vermiş olan 25 adımlık
kurumsal yönetim modelini uygulamaları kendi
çıkarlarına olacaktır. Tüm aile
şirketlerinin sorunları ve bu sorunların
çözümü bu 25 adımlık çalışma planında
görülebilecek ve başarılı kurum olma yolunda
basamaklar birer birer aşılacaktır.
Türkiye’de pek çok şirkette bu adımların
bazıları uygulanmakta fakat bütünüyle
uygulanmamaktadır. 25 adımın ilk basamağı
kurumsal yönetim ve gelişim temsilcisinin
belirlenmesiyle başlar ve kapanış
toplantısının yapılmasıyla son bulur.
İçindeki tüm maddeler birbiriyle
bağlantılıdır. Pazarlama, kurumsal risk
planlaması, müşteri memnuniyeti, çalışan
memnuniyeti, insan kaynakları gibi konu
başlıklarının bu çalışmada bulunduğu
düşünülürse bu tür bir çalışmanın şirketlere
neler sağlayabileceğini tahmin
edebilirsiniz. Yapılan tüm çalışmalar büyük
bir titizlikle yürütüldü takdirde başarı
kaçınılmazdır.
25 adımda kurumsallaşma çalışmasına şirket
sahiplerinin ve yönetimin katkısı
zorunludur. Üst yönetim bu çalışmalara katkı
verdiği takdirde bu çalışma şirketi
hedeflerinin önüne geçirecektir. Şirket
sahipleri, şirketlerinin özelini danışman
firmalara açmak istememektedir. Bu konuda
haklı oldukları da aşikârdır fakat
unutulmamalıdır ki bu konuda
güvenebilecekleri kuruluşu bulmak da onların
görevidir. Kurumsallaşma uygulamasını
istemeyen tek bir aile üyesi, bütün
yapılanları çok rahat bir şekilde sabote
edebilmekte ve gelişmeleri
baltalayabilmektedir. Bu yüzden ortak karar
alınması ve değişime tüm aile bireylerinin
inanması zorunluluk arz etmektedir.
Aile şirketlerinde son nesil olarak işin
içine giren bireyler sıkıntılarının her
geçen gün artmasından ötürü işlerini
devretmeye, bırakmaya veya başka bir iş
kurmaya çalışmaktadır. Bizlere her gün bu
son nesil mensuplarından telefonlar ve
mailler gelmektedir. İşin garip tarafı son
nesli işin başına geçirmek isteyen aile
büyüklerinden bu tür taleplerin bizlere
oldukça az gelmesidir. Yeni nesil
şirketlerini geliştirmek ve çağa ayak
uydurmak isterken, eskiler diyebileceğimiz
aile büyükleri ise kendi durumlarını
muhafaza etmeyi bir erdem gibi
görmektedirler. Son neslin sahibi oldukları
şirketlerinde, aile büyükleri kadar sözleri
geçmediği için de her şey eskisi gibi devam
edip gitmektedir.
Gelişen toplumlarda gelişime direnmek
anlamsız ve gereksizdir. Üzülerek
belirtmeliyim ki bunu anlamak çok zor
değildir ama bazen bunları anlamak için ya
krize girmek ya da iflasa gitmek gerekiyor.
Fevzi
Kostak
Yönetim ve Kalite
Uzmanı
kostak@etikadanismanlik.com