Günümüz otelciliği geçmişe göre hızla
değişim göstermektedir. Otellerin mevcut
yapıları büyüdüğü gibi çalışanların da
fazlalaşması yönetimi ve kontrolü
zorlaştırmaktadır. Bu yoğun koşuşturma
içinde oteller bir yığın hatanın içinde
kaybolmaktadır. Bilgi teknolojilerinin yoğun
biçimde kullanılmasına rağmen bunca hata ve
kusuru yapmak düşündürücü olsa gerek. Kalite
yönetim sistemlerinden yararlanan bir sürü
otel, kalite kavramının önemini anlamamış
gözükmektedir. Kendini yönetemeyen
idareciler dev büyüklükteki otelleri
yönetiyorlar. Daha doğrusu yönetmek için
boşuna kürek çekiyorlar. Sorumluluk
duygusundan yoksun alt kademe ve orta kademe
yöneticiler öylesine karmaşık ve kaotik
durumlar oluşturabiliyorlar ki üst yönetim
çözüm bulamayabiliyor.
Ülkemizdeki oteller nedense kurumsal
gelişimi ve sürekli eğitimi hiçbir şekilde
dikkate almıyorlar. Yazları çok yoğun
çalışan sıcak bölgelerdeki işletmeler kış
aylarını, kışın yoğun olan oteller yaz
aylarını kullanmakta zorluk çekiyorlar. Bu
da kalite ve gelişim faaliyetlerini ciddiye
almadıklarını göstermektedir. Toplam kalite
yönetimi ve kalite yönetim sistemleri
özellikle iki temel amaç etrafında birleşir.
Bunlar; müşteri memnuniyeti ve sürekli
iyileştirme faaliyetleridir. Türkiye’de ne
yazık ki oteller, müşteri memnuniyetini
resepsiyon görevlilerine bırakmış durumda.
Birçok büyük otelde halkla ilişkiler ya da
müşteri yönetim birimleri olmasına rağmen
bunlara bir türlü işlerlik
kazandırılamamaktadır. Müşteri memnuniyeti
müşterinin tatille ya da otelle ilgisi
başladığı andan itibaren başlamalıdır. Bu
nasıl olacak? Aslında cevabı çok basit
müşterinin kalacağı yeri nerden bulabileceği
bellidir. Seyahat acenteleri, turizm
dergileri ve özellikle internet müşterinin
bilgi kaynaklarından bazılarıdır. Çoğu
otelin günümüzde doğru dürüst bir web sitesi
bile yoktur. Öylesine kötü hazırlanmışlardır
ki, bırakın otelin güzelliği ve cazibesini
yansıtmayı otelin hizmetlerini bile
anlatamamaktadır.
Müşteriyi anlamayan onu sadece bir haftalık
ya da birkaç günlük misafir olarak algılayan
oteller kaybetmeye mahkûmdur. Açıkça gözüken
şudur ki, ya devredecekler ya da batacaklar.
Otel sahipleri genelde kendilerini oteli
denetleyen kusur bulmaya meraklı kişiler
modelinde görürler. Hâlbuki günümüzde bu tür
kavramlara yer yoktur. Denetim bireysel
modele inmiştir, tüm çalışanlar kendilerini
denetlemek zorundadır. Otellerde çalışanlar
ne hikmetse yaptıkları işten memnun olmayan
bir yığın stajyer görünümündedir. Örneğin
barda çalışan ve kendilerine özellikle
barmen diyemeyeceğim kişiler verdikleri
hizmeti öylesine eğreti vermektedirler ki
müşteri veya misafir istediğini düzgün
alamamaktadır. Özellikle büyük otellerde kat
hizmetlileri otelin müşteriyle en fazla
diyalogda olan çalışanlarıdır. Resepsiyon
görevlilileri en çok iletişimde gözükse de
müşteri en çok kat görevlileriyle iletişim
kurmaktadır ve isteklerini onlara
iletmektedir. O halde en fazla eğitime ve iç
iletişim bilgisine sahip olmaları gereken
kat görevlileri en az eğitim alanlar
oldukları gibi eğitim düzeyleri diğer
çalışanlardan daha azdır.
Oteller bir bütün halinde toplam kalite
anlayışını benimsemek zorundadırlar.
Çalışanların gelişimini sağlamak onlara
eziyet gibi gelmektedir. Bunun farklı
sebepleri mevcuttur. Bunlardan bir tanesi ve
en önemlisi çalışanların çok sık işten
ayrılmaları ve verilen eğitimlerin kendileri
açısından boşa gitmesidir. Kurumsal bir yapı
oluşturamayan oteller bu tür sıkıntıları
sürekli yaşayacaklarını unutmamalıdırlar.
Eğitimsiz kuruluşlar her tür sıkıntı ve
kirliliğe hazırlıklı olmalı yada eğitimleri
planlamalı ve sürekli hale getirerek
çalışanların gelişimlerine katkıda
bulunmalıdırlar.
Sistem içinde çalışmak ve aşama kaydetmek
zordur. Birkaç zor aşamayı geçince
organizasyon yapısı gelişir, yönetim
kolaylaşır. Tüm çalışanlar otelin gelişimine
katkıda bulunmaya mecburdur. Bu mecbur
kelimesini bilerek kullanıyorum. Zira
çalıştığı otelin başarısına katkıda
bulunmayan çalışan, çalıştığı kuruluşa
ihanet ediyordur. Bunun için çok etkin bir
öneri sistemi geliştirilmelidir ve öneri
sistemleri içinde ödüllendirme mutlaka
olmalıdır. Sürekli gelişme için
çalışanlardan ve müşterilerden gelen geri
bildirimler hayati önem taşır, oteller bunu
bildikleri ve uyguladıklarını zanneder.
Kesin olarak yanıldıklarını bir türlü
görmezler, odaya bıraktıkları formlarla ve
öneri kutularıyla bu işi çözdüklerini
sanırlar.
Bir diğer önemli konuda müşteriyle
iletişimdir. Çalışanlarıyla iletişime
giremeyen oteller müşteriyle iletişime nasıl
geçecekler sorusu da bilimsel bir gerçektir.
İlk bölümde de bahsettiğim gibi iletişimi
kat hizmetlerine bırakan otellerin bu işi
nasıl başaracakları meçhuldür.
Otel sahipleri sürekli olarak
yöneticilerinden şikayet etmektedir. Fakat
kendileri yönetim nedir bilmemektedir.
Otellerde oluşan problemlerin % 98 i
sistemden kaynaklanmaktadır. Problemlerin
sadece % 2 si insandan kaynaklanmaktadır.
Otel sahipleri sistem içinde çalışmak yerine
görevlendirme yaparak çözüm yolları
aramaktalar. Yanıldıkları aşikârdır. Zira
ülke bazındaki ilk krizde kolayca
batabilmektedirler. Günümüzde risk yönetimi
uygulayan bir tane bile Türk oteli yoktur.
Bu kadar net söylüyorum zira yok.
Sonuç olarak kendini yönetemeyen çalışanlar,
gelişemeyen oteller, ne istediğini bilmeyen
para odaklı otel sahipleri, yönetim acemisi
yöneticiler, işlemeyen sistemler ve başarılı
gözüken ama bir ayağı boşta oteller…
Eğitim odaklı yönetim, süreç odaklı
yapılanma, liderlik meziyetlerinin
kullanımı, tedarikçilerin denetimi, toplam
kalite yönetimi, iyileştirme ve risk
yönetimi temel alınması gereken noktalar.
Başlangıç için geç değil…
Fevzi
Kostak
Yönetim ve Kalite
Uzmanı
kostak@etikadanismanlik.com