İtibar, tüm
insanların, kişi ya da kuruluşlar hakkındaki
olumlu ya da olumsuz değer yargılarını ifade
eder. Kuruluşlar için itibar yönetimi her
geçen gün biraz daha önem kazanmaktadır.
Reputation Management (İtibar Yönetimi) tüm
sektörleri ilgilendiren ve kuruluşları
kendine çeken önemli bir anlayışı temsil
etmektedir. Bir kuruluşun itibarı çok geniş
bir alanı kapsamaktadır. Marka yönetimi,
şirket kültürü, yönetim bilinci, sosyal
anlayışlar, şirketlerin sermaye
yeterlilikleri kuruluşların itibarını önemli
bir şekilde etkilemektedir. İtibar yönetimi,
kuruluşların yönetebileceği,
geliştirebileceği bir yönetim hareketidir.
İtibar yönetimi sürekli gelişme
temelindedir. Bunun nedeni gelişen ve
değişen ortamlara ayak uyduran kuruluşların,
itibarlarını ve isimleri önemli ölçüde
koruduklarını ve geliştirme fırsatı
bulduklarını gösteriyor olmasıdır.
Kuruluşlar
itibarlarını nasıl koruyabilir ve
geliştirebilir? Bu sorunun cevabı çok da
basit değildir. Bunun çeşitli sebepleri
vardır. İtibar anlayışı kişiden kişiye ve
kuruluşların bulunduğu sektörlere göre
değişebilmektedir. Kişilerin algıları önemli
ölçüde farklılık gösterebilmektedir. Çok
reklam veren bir kuruluş bazıları için
itibarı yüksek görünebilir veya büyük
plazalarda yer alan kuruluşlar itibarlı
görülebilir. Önemli olan kuruluşların iç
dinamikleri ve sundukları ürün ya da
hizmettir.
Kuruluşların yapmaları
gereken davranışlar şöyledir:
Kuruluşlar ilk olarak
isimlerine sahip çıkabilmelidir. İsimler
şirketler için önemlidir ve marka değeridir.
Kuruluşlar her ortamda isimlerini ön plana
çıkarabilmelidir. İsim dışında kuruluşlar,
akılda kalıcı ve görüldüğünde akla hemen
şirket isminin gelebileceği bir logo
bulabilmelidirler. İsim, logo ve slogan
üçlüsünü kullanabilen firmalar ilk adımı
başarıyla atabilirler.
İtibar yönetiminde
ikinci olarak yapılması gereken risk
planlamasıdır. Risk planlamasını yaparken
her türlü riski değerlendirmekte yarar
vardır. Yangın, doğal afetler ve şirket
sahiplerinin vefatı gibi durumlar analiz
edilebilir. Risk analizlerinde finansal
risklere özel bir önem vermek yararlı
olacaktır. Döviz durumları, hisse değerleri,
borçlanma ve alacak takibi gibi kalemler,
riskli ortamlara göre değerlendirilebilir ve
bir “ B” planı oluşturulabilir.
İtibarı korumak zordur
ama itibar sahibi olmak daha zordur. İtibar
sahibi olmak isteyenler kuruluşlar bu itibar
için belli bir sermaye ayırmanın yanı sıra
alt yapıyı çok iyi planlamak zorundadır. İyi
planlanmış bir çalışma ortamı itibar için
önemli bir basamaktır. Altyapı, çalışanların
ve müşterilerin ilk gördükleri fiziksel
alanlardır. Çalışanlar rahatsız, düzensiz ve
eksik ortamlarda şirkete sadakatlerini
yitirebilirler. Teknolojik altyapının
yetersizliği şirket içinde zaman kayıplarına
yol açacak ve iletişimi engelleyecektir.
Bilgisayar kullanımının yeterli ve bilinçli
kullanımı şirketi rakiplerinin bir adım
önüne geçirecektir. Altyapıya çalışanların
yeterliliklerini, çalışma performanslarını,
geçmiş deneyimlerini de ekleyebiliriz.
Bir diğer önemli
faktör sunulan ürün veya hizmetin
yeterliliğidir. Sunulan ürün veya hizmet
eksik, yetersiz veya kusurlu ise itibardan
bahsetmek mümkün olmayacaktır. Sunduğunuz
ürün veya hizmet, teknolojinin veya çağın
gereksinimlerine uygun olmalıdır.
Müşterilerin sorunları satış sonrası da
çözülebilmelidir. Kusurlu ürün ya geri
alınmalı ya da garanti kapsamına
alınmalıdır. Hizmet sektöründe hizmet
sonrası düzeltme yapmak oldukça zordur.
Memnun olmayan müşteriye farklı bir hizmet
sunmak ve memnuniyeti tekrar sağlamak
gerekir. Hizmet sektörü üzerinde müşteri
baskısı direkt hissedilir.
Çok özel ürünler
dışında teknoloji her ürüne girmelidir.
Yenilikler insan sağlığına ve çevreye zarar
vermemelidir. Ürün veya hizmet sürekli
iyileştirilmeli ve geliştirilebilmelidir.
Kuruluşlar başarılı oldukları alanları ön
plana çıkarabilmelidir. Zayıf yanlarını
güçlendirebilmelidir. Tüm bunları yapmak
aslında kolaydır. Birçok kuruluş, bu
faaliyetleri yapmak için harekete
geçmektedir ancak maddi yeterlilikleri
yeterince iyi olmadığından hayata
geçirmeleri gereken faaliyetleri
gecikmektedir. Kuruluşlar için en önemli
kaynaklardan biri olan çalışanların
geliştirilmesi ve eğitilmesi konusu üzerinde
durulması gereken önemli bir unsurdur.
Çalışanların şirketlerine olan bağlılıkları
aldıkları maaşla orantılı olmamalıdır.
Çalışanlar iş bulduk ve maaşımızı alıyoruz
bize yeter anlayışını terk etmeli ve
yönetime nasıl katkıda bulunacaklarını
düşünülmelidirler. Müşterilerin algısını iyi
yönde değiştirmek için şirketler ilk olarak
kendi çalışanlarının görüşlerine
başvurmalıdır.
İtibar yönetimi
kavramı, temeline inildiğinde yönetim
bilimlerinin tümünü içeren ve tüm
gelişmeleri bünyesinde bulunduran bir
anlayıştır. İtibar yönetiminde şirket
sahipleri veya üst yönetimde bulunan
kişilerin liderlik vasfında olması ve
liderliklerini göstermesi gerekmektedir.
İtibarı yüksek şirketler günümüzde dünyaya
açılabilen şirketler olarak karşımıza
çıkmaktadır. Tüm kuruluşlar kendi yapılarına
uygun bir biçimde yurtdışına açılmanın
yolunu bulmalıdırlar.
İtibar yönetimi
üzerine yapılan araştırmalarda ön plana
çıkan üç sonuç elde edilmiştir. Bunlar;
müşteri
memnuniyeti, hizmet/ürün kalitesi ve yönetim
kalitesi olarak gözükmektedir. Sermayesi
güçlü ve gelişime ayak uyduran şirketlerinde
itibarının arttığı gözlemlenmiştir.
İletişim, tüm şirketler için günümüzde
olmazsa olmazlardandır. İç iletişim ve dış
iletişim iyi yönetilmelidir. İletişimin tüm
kanalları önceden planlanmalıdır. Tüm bu
yazıların ışığında kurumsal itibar
yönetiminin, kuruluşların karlılığını ve
saygınlığını arttırdığını söylemek yanlış
olmayacaktır. İyi yönetilen, müşteri odaklı
ürün ya da hizmet sunan kuruluşlar
rakiplerinin önüne geçecek ve karlılıklarını
arttıracaktır. Müşterisini memnun edemeyen
kuruluşlarda, itibardan, saygınlıktan, marka
olmaktan ve imajdan bahsedilemez.
Unutulmaması
gereken son bir nokta da itibar yönetiminin
sadece burada belirtilen konulardan
oluşamayacak kadar geniş bir kavram
olduğudur.
Fevzi
Kostak
Yönetim ve Kalite
Uzmanı
ETİKA
Danışmanlık ve Eğitim Ltd. Şti.
kostak@etikadanismanlik.com